atatürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
atatürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2010 Cuma

"Sol Kemalizm": Hâlâ var mı? - Part Two

Sevgili arkadaşım, Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi Şakir Dinçşahin'den ' "Sol Kemalizm": Hâlâ var mı?' başlıklı yazıma güzel bir cevap, güzel bir katkı geldi. Buraya koyuyorum. Bir ara Şakir'in yazdıklarına istinaden bir şeyler karalayacağım. Onlar da part-3 olacak. 

Burak Cop 
--------------------------------------------------------------------

'Sol Kemalizm': Hala var mı?" başlıklı yazını okudum. Yazıdaki fikirlerin bir kısmına hak verdim, bir kısmını ise bir hayli eksik buldum. Zaten sen de bunun bir "eskiz" olduğunu bellirtmişsin. 
En sondan başlamak gerekirse pre-1945 ve post-1980 Kemalizmi için "sosyalizm düşmanı" demişsin. Bu büyük oranda yanlış bir genelleme. Kırkbeş öncesi dönemde Kadrocular Kemalizmi sosyalizme benzetmeye çalışmışlardı. Bu dönemde "sosyalizm düşmanı olmayan" sol-kemalistlere başka örnekler de vermek mümkün. Mesela, Niyazi Berkes, Behice Boran, Muzaffer Şerif, Sabahattin Ali, Ruhi Su, Pertev Naili Boratav vb. aydınlar kırkbeş öncesi dönemde ilk eserlerini ve fikri mücadelelerini vermeye başlamışlardı. Seksen sonrası dönemde ise Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve SHP çizgisindeki pekçok yazar akademisyen sosyalizm düşmanı olmadıkları gibi Kemalist bir kafa yapısına sahiptiler. Örneklerin çoğaltılması mümkün. 
"Sol Kemalizm kapitalizmin ithal ikameci aşamasının geçici ilerici bir doktriniydi," demişsin. Sanırım o dönemde devletçiliğe planlama kavramı etrafında yapılan vurguyu kastediyorsun. Böylece Kemalizmi devletçiliğe indirgemiş olmuyor musun? Öyle olsa dahi devletçi ekonomiye vurgu yapan bir Kemalist anlayış ekonomik krizler sonrasında tekrardan "moda" haline gelebilir. Aman derim, bu söylediğim ithalatı yasaklamak isteyen emekli generalin saçmalıklarıyla karıştırılmasın. Daha ziyade yeni-devletçi (neo-statist) ekonomik anlayışın son krizler sonrasında ne kadar popüler olduğuna bakarak bu tür Kemalizmin bile yeniden moda olabileceğini iddia edebilirim (bunun bir adı vardı, "retro" gibi birşey diyorlar).
"Ergenekoncuların fikri sefaleti," "Cumhuriyet Gazetesi ve CHP'nin köhneleşmesi," tespitlerinde haksız sayılmazsın. Ama bunun nedeni bunların Kemalizmi, hele de sol-Kemalizmi unutmuş olmaları diye düşünüyorum. Bir adım daha ileri gideyim, sol-Kemalizmi bilmemeleri. Evet, cehaletleri. Sol-Kemalist düşünceyi içine sindirmiş, çağın gereklerine göre Kemalizmi ya da sol-Kemalizmi yeniden tarif edecek aydınlar ya faili meçhul oldular ya da ecelleriyle aramızdan ayrıldılar. Sol Kemalizmi yeniden canlandırmak ne kadar mümkün, bunu bugün kim yapabilir bilmiyorum. Senin de belirttiğin fikri sefalet içindeki bu gruplardan olumlu bir katkı beklemiyorum.

10 Eylül 2010 Cuma

"Sol Kemalizm": Hâlâ var mı?

Burak Cop


Geçenlerde çok sevdiğim bir arkadaşımla mailleşmek suretiyle sohbet ediyorduk. Sohbetin bir yerinde, konusu geçti, "sol Kemalizm ile 1980 sonrasının Atatürkçülüğünü karıştırmamak gerektiğini" yazdı. Ona cevabımın bir bölümünü buraya koyuyorum, daha sonra dönüp ayrıntılandırılası (ve daha da önemlisi ampirik verilerle desteklenesi) bir eskiz, bir taslak olarak.

(...)

1966'da 'Kürt Meselesi' başlıklı bir yazı yazan Doğan Avcıoğlu'nu Özdemir İnce'yle, mealen "Kürt meselesi AGİT çerçevesinde çözülmeli" diyen Uğur Mumcu'yu Tuncay Özkan'la aynı yere asla koymam.
Gelgelelim bence sol Kemalizm, kapitalizmin Türkiye'deki ithâl ikameci aşamasının, yani bir geçiş döneminin geçici bir ilerici doktriniydi. Evet ilericiydi, ama 60'lar ve 70'lerde anlamlı olan bu doktrinin günümüzde artık "passé" (eskimiş, geçmiş, aşılmış) olduğunu düşünüyorum.

Sol Kemalistim diyenlere "2010 dünyasında kulağını uzun yoldan ve yarım yamalak göstermek yerine, duru bir sosyalist ol, tam göster" derim şahsen.

Miadını dolduran, varolması için nesnel koşullar ortadan kalkan sol Kemalizm'in (bkz. emperyalist sistemin parçası olan Türkiye Cumhuriyeti'nin, emperyalist sistemin uzvu olan ordusunda artık 60'lardaki gibi bir anti-emperyalist damarın bulunması ihtimalinin bile söz konusu olmaması, otoriter laikliğin başımıza AKP'yi getirmek suretiyle kesin olarak çöküşü, Kürt halkının uluslaşma sürecini tamamlamak üzere olması, vs.) tutucu bir ideoloji(?) olan Atatürkçülükle ikame edilmesi, artık geri döndürülemez bir durumdur.

Ergenekoncuların fikrî ve eylemsel sefaleti, faşizanlığı tesadüf degildir. Cumhuriyet gazetesinin ve Baykal CHP'sinin köhneleşmesi de tesadüf değildir. Bu dediklerimi CHP de görüyor, kendini çok yavaşça da olsa dönüştürüyor. Tabii bunu yaparken asli kaygısı oy almak, ve büyük burjuvazinin ABD'ci, AB'ci ve İsrail'ci kanadının (yani Tayyip Erdoğan'ın bir süredir açıktan takıştığı İstanbul sermayesinin) her açıdan desteğini ve sevgisini kazanmak.

Sol Kemalizm artık, daha doğrusu çoktandır, bir tür yarı beline kadar suya girmiş olma hâli bence. O suya ya tam girmeli, ya hiç girmemeli. Artık kendini sol Kemalist diye tanımlayan pek kimsenin kalmaması da boşuna değil.

Pre-1945 ve post-1980 Kemalizmleri içinse bir şey söylemek dahi istemiyorum. Onlar sosyalizmin düşmanıdır, sosyalizme düşmandır.